Fotoğrafçı
Fotoğraf Fotoğraflar Portfolyolar Yazılar Laleper aytek Ana Sayfa  Sergiler Laleper Aytek Laleper Aytek

Bir Kitap, Bir Sergi

Bir Kitap: “Karar Anı” (1)

Bildiğiniz gibi, Pera Müzesi’nde 31 Ocak-9 Nisan 2006 tarihleri arasında 'Henri-Cartier Bresson-Fotoğrafçı' başlıklı bir sergi açıldı. Sergiyle birlikte yayınlanan 'kataloğun'(2) bugüne kadar Türkiye’de yayınlanmış, içeriği, tasarımı ve baskısıyla fotoğrafın hakkını veren birkaç fotoğraf albümünden biri olduğunu düşündüğüm için, bu güzel yayına sadece bir 'sergi kataloğu' demeye elim, dilim varmıyor. Samih Rifat ile Diana Saldana’nın iki dilde (Türkçe-İngilizce) yayına hazırladıkları bu katalog, hepimizin ezberinde olan Cartier-Bresson fotoğrafları, Samih Rifat’ın Cartier-Bresson üzerine bir yazısı, Cartier-Bresson'un seçme bibliyografyası ve yaşam öyküsü ile Cartier-Bresson'un ilk olarak 1952’de ABD’de yayınlanan ünlü 'The Decisive Moment' (Karar Anı) kitabının önsözüyle oluşturulmuş. Samih Rifat’ın inanılmaz güzellikte bir Türkçeyle dilimize kazandırdığı 'Karar Anı', Kardinal de Retz’den “Şu dünyada bir karar anı olmayan hiçbir şey yoktur.” alıntısıyla başlıyor. Sergiyi keyifle gezip, sergi kataloğunu aldıktan ve hemen 'Karar Anı'nın büyük bir bölümünü bu sefer Türkçe olarak okumaya başladıktan sonra, yine Cartier-Bresson'un fotoğraf üzerine yazılarından İlker Maga'nın derlediği 'Karar Anı' isimli bir diğer kitabı almak üzere (ve fotoğraf yayınlarındaki bu artışa çok da sevinerek) Taksim’e, kitapçılara doğru yürümeye başlıyorum.

İlker Maga, 'Karar Anı'nı yaklaşık on beş yıl önce açtığı HCB dosyasında biriktirdiği Cartier-Bresson yazılarından bir derleme yaparak yayına hazırlamış. YGS Yayınları tarafından yayımlanan kitaptaki yazılar farklı çevirmenler tarafından Türkçeleştirilmiş. Kitabın ilk metni olan 'Karar Anı' ise Yelda Ulusoy tarafından Fransızca metinden Türkçeleştirmiş. Niyetim aslında kitabı keyifle okumakken, yazının ilk alıntı cümlesiyle devamındaki cümleleri anlamakta zorlandığımı fark edince, yazıyı hem İngilizce (The Mind’s Eye) hem de Samih Rifat'ın Türkçe çevirisinden (Pera Müzesi sergi kataloğu) karşılaştırmalı okumaya başlıyorum. Yelda Ulusoy yazının girişindeki alıntıyı şöyle Türkçeleştirmiş: “Dünyada doğru ve tam ana sahip olmayan hiç birşey yoktur.” 'Bir’in 'şey’le değil ama 'hiç’le birlikte yazılıyor olması gerektiğini fazla önemsemesem de, cümleyi bir bütün olarak anlamakta zorlanıyorum, 'doğru ve tam ana sahip olma'yı, doğru ve tam anlamak o kadar kolay değil!

Kitaptaki bütün yazıları değil ama fotoğraf tarihinin önemli metinlerinden biri olan, fotoğrafçıların okumalarını/düşünmelerini/sorularını bugün bile değiştirebilen ya da yeni başlayanlar için çok sağlam bir temel oluşturacağını düşündüğüm bir yazının, tüm anlamalarımı(zı) zorlayarak Türkçeleştirilmiş olmasını, İlker Maga’nın titizliğini, kılı kırk yaran özen ve dikkatini tahmin ederek, itiraf edeyim ki, yadırgıyorum. İsteğim asla İlker Maga’ya ve fotoğraf adına çok değerli bulduğum çabalarına haksızlık etmek ya da kitaptaki tüm çevirileri karşılaştırmalı okumaya girişip, bir yanlış takipçiliğine soyunmak değil. (Zaten bu benim işim değil, en azında bu yazı çerçevesinde!) Yapabileceğim, hele böylesi önemli metinlerin çevirisi söz konusuysa, biraz daha özenli olunması gerektiğini belirtmek olabilir. İlker Maga’nın kitabın 'Son Söz'ünde yer alan şu düşüncelerine katılmamak elde değil: “HCB'un yazılarından oluşan bu kitabın, Türkiye’de eksikliği çok açık biçimde hissedilen fotoğrafın temel metinleri açığını bir parça giderebilmesini diliyorum. İlk kez Türkçe olarak bir kitapta bir araya getirilen bu yazıları tartışmanın, tartışmayı sevmeyen ya da tartışmayı 'fotoğraf sanat mı, değil mi', 'an fotoğrafı mı, deneysel mi' sınırlarına hapseden, bunu da yüzeysel ve karalama boyutunda yapan Türkiye fotoğraf ortamının gelişimine olumlu bir katkısı olacağına kesin inanıyorum.” Fotoğraf metinleri anlamında Türkiye’de kapatılması gereken büyük bir açık olduğu hepimizin malumu ve ben, bu önemli kaynakta yer alan bir çeviriyle ilgili düşüncelerimi bu köşeden fotoğrafseverlere aktarırken, ne kimseyi ne de yapılmış bir işi karalamak niyetindeyim. Ancak, fotoğrafa ve fotoğraf diline oldukça uzak ve çoğu bölümünün çevirisini itiraf edeyim ki yanlış bulduğum bir metnin, fotoğrafla (ve Cartier-Bresson’la) aramızdaki ilişkiyi geliştirebileceğinden doğrusu kuşkuluyum.

Bir Sergi: “Denge”

'Aşk Tesadüfleri Sever', fotoğraf dengeyi, peki ya hayat!

Tahsin Aydoğmuş, 23 Mart-20 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Fotoğraf Merkezi'nde sergilediği 'denge’li fotoğraflarıyla sıradışılık peşinde olduğunu söylüyor ama fotoğraflarında hayatın kendisinde (iyi ki!) hiç olmayan bir düzgünlüğün ısrarlı varoluşu, fotoğraflarını kesinlikle sıradanlığa değil ama karışıksız/heyecansız diyebileceğim bir duyguya teslim etmiş gibi görünüyor. Fotoğraflarının bu 'steril' halleri, hayatın eli değmemiş görüntüleri gibi bir uzaktan bakıyorlar sanki bana/izleyiciye! Tahsin’in fotoğraflarındaki tertemizliğin ardındaki duyguyu, içtenliği ve titizliği hissedebiliyorum. Ama sanki hayat o kadar tertemiz, o kadar el değmemiş ve o kadar steril değil. Hâl böyle olunca sanki o görüntüler hayata uzak kalmıyorlar mı? Söylemek istediğimi çok yakın bir örnekle belki daha kolay anlatabilirim: Geniş Açı'nın geçen sayısında Amerikalı fotoğrafçı Roger Ballen ile ilgili bir yazı yayımlandı. Ballen’in marjinalleri, itiraf edeyim ki, duygu sömürüsü yapmadan ama fotoğrafta önemli olduğuna inandığım 'hayata dair sahici bir rahatsızlık'la beni başbaşa bırakabildi. Fotoğrafın her aşamasındaki serbestlik, kadraja, konuya, tonlamaya ve fotoğrafçının duygusuna öyle açıkça yansımıştı ki, sanki fotoğraflar hayattan öteye ya da dışarıya değil ama tam hayatın içine ve içinden yola çıkıp yanımıza kadar gelebiliyordu. Böylece aradaki mesafe sıfırlanmış, bakan-bakılan-çeken üçlüsünün büyülü buluşma 'an’ı kayıtlara geçmiş oluyordu. Ballen’ın fotoğraflarının bana verdiği rahatsızlık sorularımı çoğaltarak beni/izleyiciyi fotoğrafa yak(ın)laştırabiliyordu (bir fotoğraf(çın)ın çekenle ya da izleyenle kurabileceği en önemli yakınlık). Tahsin Aydoğmuş ise fotoğraflarında adeta tüm dengeleri kurmuş ve sorulara neredeyse hiç alan bırakmamış. Bu sözlerimi daha çok bir karşı-okuma olarak yazıyorum. Bir anlamda 'kusur’a övgü olarak! Aydoğmuş'un fotoğraflarını aslında bir yanlarıyla da seviyorum. Onlara bakmayı, onlardaki sakinliği izlemeyi seviyorum ama bu ne yazık ki çok uzun süremiyor ve bu kısa bakmanın ardından, bu kadar rahatsız edilmemekten duyduğum rahatsızlıkla, fotoğraftan uzaklaşıyorum. Bu, belki de hayatı bu kadar dengeli yaşamayı hiçbir zaman beceremediğim, daha çok kalbimin sesini dinlediğim (kimi, hatta çoğu zaman yenilsem ve her seferinde aynadan yara alarak geçiyor olsam da bu, çok hayırlı bir yaralanma ama galiba daha çok bir kendini bulma, kazanma hali!) için, fotoğrafta bilmediğim akıl karışıklıklarıyla karşılaşmak, kendi akıl karışıklıklarımı çoğaltmak (hem hayatta, hem de fotoğrafta) bana daha cazip ve daha çoğaltıcı geldiği için. Denge kavramının özündeki düzgünlük, düzenbazlık(!), çözülmüşlük ve soru(n)suzluk halinin, fotoğrafı daha çok ve bir tek fotoğrafçısının yaptığını ve izleyiciyi belirli, uzak bir mesafede tutarak sessizleştirdiğini, duygusuna yeterince katamadığını düşünüyorum. Ama eminim çoğunuz Tahsin Aydoğmuş’un fotoğraflarının 'öyle olmasını' seviyorsunuz. Bir yandan hiç de haksız sayılmazsınız. İşte tam bu noktada kişisel tercihler çıkıyor karşımıza. Ben kendi tercihimi son olarak birkaç cümleyle özetleyecek olursam, fotoğrafta ve fotoğrafçının ruhunda bir iç-rahatsızlığının, bunun dışavurumunun, akıl karışıklıklarının, cevapsız soruların peşinde olduğumu söyleyebilirim. Beklenmedik bir anda karşılaştığınızda şaşırtan, irkilten, inanamayarak inandıran ve böylece kendine yakınlaştıran görüntülerin bana kazandıracağı başka bakmaların peşindeyim. Bir yandan bilmediğim/yabancısı olduğum bir bakmayı gözüme/gönlüme yerleştiren, bir yandan merak uyandırırken kıskandıran (niye bu fotoğrafı ben çekmedim?) ve aslolan hayatı sürekli kurulan, bozulan ve yeniden kurulan dengelerin gözünden bana izlettiren...

(1) “Karar Anı” – Yayına hazırlayan: İlker Maga, YGS yay., 1.Baskı: Ocak 2006.

(2) “Henri-Cartier Bresson- fotoğrafçı” – Sergi Kataloğu, Pera Müzesi yayını 8, Yayına Hazırlayan: Samih Rifat, Diana Saldana (Magnum Photos), İstanbul, Ocak 2006.

(3) “The Mind’s Eye” – Writings on Photography and Photographers, Henri-Cartier Bresson, 1999 Aperture Foundation, Inc.

Laleper Aytek 22 haziran 2006, istanbul

fotoğraf, fotoğrafçı
fotoğraf, fotoğrafçı