fotoğraf
çekmeye başladıktan 20 yıl,
fotoğraf üzerine yazmaya başladıktan 10 yıl sonra
bir ilk kitap.
fotoğrafı düşünmek üzerine
fotoğrafa dair düşünceler(im), sorular(ım) ve akıl karışıklıkları(m).
Bu süreçte en çok şunları farkettim: aslında
az olanın çok olduğunu ve en zor olanın insanın kendisi olması
olduğunu.
Kendini tanıdığını, kendine yak(ın)laştığını zannettiğin
zamanlarda bile bir bakıyorsun aslında kendinden km’lerce uzak(ta)sın.
Çünkü, tıpkı bir fotoğraf gibi, kendine bakmak, kendindekilerin
peşinden gitmek, önce korkuları ve derinlerdeki bilinmedik pek
çok duyguyu su yüzüne çıkarıyor. Gerçek bir iç-seyri, bir iç-yolculuğunu
ise onlarla karşılaşmaya, yüzleşmeye cesaret etmek başlatabiliyor.
Fotoğraf bana böyle bir yolculuğu yapabilmem için sonsuz, sınırsız
imkanlar sunuyor. İtalyan fotoğrafçı Mario Giacomelli’nin söylediği
gibi; “eğer söyleyecek bir şeyiniz varsa, kimse dinlemese bile
bir yolunu bulup söylersiniz.” Ben (de) bunu fotoğrafla ve fotoğraf
üzerine düşünüp yazmakla yapıyorum.
Farkettim ki, kendi fotoğrafımın, kendime ait bir
fotoğrafımın olabilmesi yani uzakları yakınlaştırmak ancak ve
ancak böylesi bir iç-bakış, iç-karşılaşmadan sonra ya da o süreçte
mümkün. Kendine bak(a)madığın zaman ve tam da o kadar göremiyor
insan hayatın fotoğraflarını, hayattaki fotoğrafları. Gördükleri
ve çektiklerinin aslında başkalarına ait olduğunu da anlayamadan
fotoğraf çekiyor olduğunu düşünerek yaşaayabiliyor. Ama o fotoğraflar
kimsesiz ve özellikle/en çok da deklanşöre basan kim ise onsuz,
içsiz, katmansız ve iki boyutlu görüntüler olarak unutulup gidiyor.
Bu kitapta yer alan fotoğrafa dair sözlerim
ve kimi görüntülerim kendimi böyle bensiz, benden uzak bırakmamaya
dair açık bir çaba aslında. Kendimde farkettiklerimin,
fotoğraftan/fotoğrafa dair sözlerden bir ifadesi. Yazdıklarımın
bazen karşık, zor anlaşılır bulunduğunu duyuyorum. Demek ki diyorum:
henüz yeterince azal(t)mamışım kendimi, eteklerimdeki taşları
döküp, fazlalıklarımdan kurtulamamışım. Buna ömrüm yetecek mi
bilemiyorum ama yaşadığım müddetçe Murathan Mungan’ın deyimiyle,
ömrümü hayat yapabilmek için kendime ait böylesi bir izlemenin
hep peşinde olacağım . Daha kendim olabilmek, daha kendime
ait fotoğraflar çekebilmek için. Çünkü artık çok iyi biliyorum
ki, fotoğraf (ve hayat da) ancak gerçekten kendimden bakabildiğim,
kendim olma cesaretini kendimden esirgemediğim zaman geliyor,
gelecek.
Laleper Aytek
Şubat 2005, İstanbul. |